Zümrüt Rize Gazetesi

Bugünün Çernobil’i Siyasi İktidarlar ve Koronadır!

Bugünün Çernobil’i Siyasi İktidarlar ve Koronadır!
26 Nisan 2021 - 12:37

Dünyanın Her Yerinde Doğal Yaşam Alanlarını Katlederek Yaşamsal Varlıkları Yok Edenler, Çernobil ve Fukişima Nükleer Kazalarından Ders Almadan Canlı Yaşama Vahşice Saldırıyor…

Bugün, ‘Çernobil Faciası’ olarak bilinen, Ukrayna’nın Çernobil kentindeki Nükleer Enerji Reaktörünün 26 Nisan 1986’da patlamasıyla oluşan nükleer facianın 35.yıldönümü!

Hala etkisini sürdüren ve adına ‘radyasyon’ denen ‘ölüm bulutları’, 35 yıl önce, tüm canlılar ve gelecek nesilleri, doğal yaşamı tehdit ederek, ölümcül sonuçlar doğurdu.

Dünyanın çeşitli bölgeleri ve ülkemizde hazırlanan Bilimsel Raporlara göre ‘Çernobil Faciası’nın bu ölümcül etkileri hala canlı yaşamı olumsuz şekilde etkiliyor ve önümüzdeki yüzyıllar boyunca da bu devam edecek!

Hala Öldürüyor!

Bütün canlılar gibi ekosistemin bir parçası olan ‘insan’, bu kaza öncesi ve sonrasında da hep kendine ölüm kustu. Son 30 yılda, Doğu Karadeniz’in hemen her evinde Çernobil’in etkileriyle kanser ölümleri yaşandı-yaşanıyor, hastalıklar çoğalıp, çocuklar sakat doğuyor, insanlar neredeyse grip olur gibi kansere yakalanıyor.

Halkı ‘aptal’ yerine koyup, yaşamı ve geleceği umursamadan, gerçekleri saklayarak, bilim ve hukuku baskılayan siyasiler, kamu yöneticileri ve bilim insanları hala iktidarlarda, hala aynı şeyleri yapıyor.

Bir yıldır Dünyayı sarsan ve artık ‘5G’ denen teknolojik gelişme sonucu yayıldığı saklanmayan, Covit-19 denen koronavirüs salgını, kanserden ölümleri yetişemediyse de, son 500 yılda yaşanan en tehlikeli salgınlardan biri oldu.

Siyaset ve buna dayalı iktidari idarelerin daha fazla güç ve rant hırsıyla üretime, sosyal yaşama vurduğu darbelerin yanında, doğal yaşam ve koruma öncelikli ekolojik alanlardaki kıyımlar ise bu salgın ve felaketlerin odağına oturuyor!

O nedenledir ki, ‘bugünün Çernobil’idir siyasi iktidarlar!

Unutmayalım ki bu ‘iktidarlar’ ve ‘çoğaltımı’ koronavirüs; vahşi saldırılarla yaşadığımız ve evrende bir başka benzeri bulanamayan Dünyamızı, her geçen gün daha da yaşanmaz hale getirmekte, geleceği yok etmektedir!

Biliyoruz ki Doğa intikam almaz, kin tutmaz, her ne olursa olsun yaşatmaya, yaşamı sürekli kılmaya, var etmeye, kendini yenileyerek, dengesini yeniden kurmaya odaklıdır.

Ve bugün Dünyanın içinde bulunduğu zor koşullarda, ülkemizin her köşesinde ormanlarda, yaylalarda, vadilerde, sahillerde, göllerde, meralarda sürdürülen ve ‘proje’ diye adlandırılan vahşi çalışmalar, doğanın denge odağını zorlamaktadır.

Dün olduğu gibi bugün de aynı anlayış, aynı vurdumduymazlık, aymazlık ve pişkinlik devam ediyor!

Ki bu zihniyet Sinop’tan Mersin’e ve Trakya’ya kadar doğal yaşam alanlarımıza nükleer santral yapmayı diretip savunarak, kamuoyunu yalan ve aldatmacalarla yanıltmaktadır.

            Doğu Karadeniz başta olmak üzere, yurdun bütün bölgelerindeki doğal yaşam alanlarına geri dönüşümsüz zararlar verip yaşamı tehdit eden Hidroelektrik Santrallerin (HES’ler), maden aramaları, taşocakları ve benzer çalışmalar da, bizim için Çernobil ve Fukuşima’dan farklı değildir!

            Covit-19 salgını bahanesiyle insanlara sokağa çıkma, seyahat ve ulaşım yasakları getirilirken; başta HES ve maden firmaları olmak üzere, doğal yaşam ve koruma alanlarında teflisi imkansız zararlar oluşturan çalışmalarını, siyasi iktidarlar desteğiyle ara vermeden sürdürmektedir!

            Doğu Karadeniz vadilerinde ve ülkemizin her köşesinde devam ettirilen HES çalışmalarından, taşocaklarına, Kazdağları, Fatsa ve Artvin’deki maden çalışmalarına bütün hepsi derhal iptal edilmelidir!

            Yurtsuzlaştırılıyoruz!

            HES projeleri, termik santraller, güvenlik amaçlı sınır barajları, nükleer santraller, maden aramaları ve taşocaklarıyla; elektrik, mera, kıyı ve orman kanunlarıyla, doğamızı, yeşilimizi, yaşam alanlarımızı katleden bu çalışmalarla insanca yaşam hakkımız elimizden alınarak, hayatlarımız sermaye sahiplerinin insafına teslim ediliyor.

            Atalarımızın yüzyıllardır koruyup kolladığı, gelecek nesillere aktarmak üzere bize emanet ettiği köylerimizden göçe zorlanarak yurtsuzlaştırılıyoruz.

            Gıdalarımızın genleriyle oynadıkları gibi doğanın, yasaların, hukuk ve demokrasinin de genleriyle oynayarak tüketime endeksli emperyalizmin rant hesaplarına zemin hazırlıyorlar!

            Dün ve öncesindeki 5 günde, Rize İkizdere’de yaşananlar bunun en belirgin göstergesidir!

            Yeter artık… Dağlarımıza, Derelerimize, Doğal Yaşam Alanlarımıza dokunmayın!

            İkizdere’de Halkın, elinde avucunda olan topraklara göz koyan aç gözlü kapitalistler, sokağa çıkma yasağı olduğu günlerde iş makinelerini vadiye soktu, ağaç katliamı yaptı! Kolluk kuvvetleri köylülere saldırdı, ceza yazıp gözaltına aldı. Her zaman zenginin yanında yer alan iktidar, bir kez daha İkizdere’de halkın karşısına dikildi.

            Ama bu memleket bizim. Topraklarımız, bir avuç zengine verilmeyecek kadar değerlidir. Kimseye verecek bir karış toprağımız yoktur!

            Haberiniz Olsun…

Sitemizde yayımlanan haberlerin her türlü hakkı Zümrüt Rize Gazetesi'ne ait olup, izinsiz ve kaynak gösterilmeksizin kullanılamaz.

hack forumwarezwebmaster forumuhack haberhack forumhack forum